DOLAR 32,7878 1.53%
EURO 35,1602 0.53%
ALTIN 2.456,522,76
BITCOIN 21800780.74053%
Lefkoşa
°

22:36

YATSIYA KALAN SÜRE


istanbul manzara

istanbul manzara
Siyasi Partiler Kararın Geri Alınmasını İstiyor

Siyasi Partiler Kararın Geri Alınmasını İstiyor

ABONE OL
31 Mayıs 2017 10:10
Siyasi Partiler Kararın Geri Alınmasını İstiyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bakanlar Kurulu’nun, Lefkoşa’da Kumsal ile Kermiya arasında kalan askeri bölgede üniversite için ve KTHY eski Genel Merkezi yanındaki arazinin de otel yapımı için verilmesi kararı sivil toplumu harekete geçirdi. Meslek kuruluşları, sendikalar ve siyasi partiler kararın geri alınmasını istedi

Bakanlar Kurulu’nun, Lefkoşa’da Kumsal ile Kermiya arasında kalan askeri bölgeye üniversite için Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın yakınlarına verilmesi dün gün boyu konuşuldu.

Gerek sivil toplum örgütleri gerekse siyasi partiler tarafından ciddi eleştirilere neden olan konu ile ilgili eylem çağrıları yapıldı.

 

KTİMB: Karar geri alınmazsa araçlı eylemlere yolda

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, kamuya ait arazilerin Bakanlar Kurulu kararıyla şahıslara verilmesi karşısında sessiz kalamayacaklarını belirterek, bu konuda geri adım atılmazsa önümüzdeki hafta araçlı eylemlere başlayacaklarını duyurdu.
Artık sabırlarının tükendiğini söyleyen Gürcafer, “Ülkemizin, çocuklarımızın geleceğinin yağmalanmasına sessiz kalmamız mümkün değil” dedi.
Bakanlar Kurulu’na “Bir an önce yanlıştan geri dönün, yağmaya son verin” çağrısı yapan Gürcafer, konuyla ilgili yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bakanlar Kurulu, peşkeş çekilmiş arazilerle ilgili kararları hemen iptal etmeli. Aksi takdirde, yasa-hukuk tanımaksızın toplumun geleceği yerine kendi geleceklerini güvence altına almanın derdine düşmüş çevrelere tepkimiz sert olacak. Söz konusu ‘peşkeş kararları’ nın iptal edilmemesi halinde Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği, önümüzdeki hafta, üyeleriyle araçlı eylemlere başlayacak.”

KTEZO: Sistem üzerimize çöktü

Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Başkanı Mahmut Kanber, siyasilerin halkın mutluluğunu ve refahını sağlayacak unsurları bir kenara bırakarak esas meseleyi unuttuğunu savundu. Kanber, “Son gelişmeler statükonun, sistemin üzerimize çöktüğünü bir kez daha gösterdi” dedi.
Ülkedeki sistemde makam kapmanın itibar, yağmalamanın ve rantın nimet olarak görüldüğünü, bu kültürün ve siyasetin değiştirilmesi gerektiğini kaydeden Mahmut Kanber’in açılamasının tamamı şöyle:

“Mesele yönetici olmak değil, iyi yönetici olmaktır. Yönetici olarak rant sistemini değiştirmek, parçası olmamaktır.  Değiştiremeyenlerin mevcut sistemin parçası olacakları ise aşikardır.

Son gelişmeler, ortaya serilenler bunu bize bir kez daha gösterdi. Statükonun, sistemin üzerimize çöktüğü bir kez daha görüldü. Hem de kaçıncı kez… Yeni bir sistemi, yeni bir kültürü oluşturmadıkça kurmadıkça da eskinin tekrarının yaşanacağı tezi kanıtlandı. Gerçekten de yeniyi kurmadıkça, eskisinin üstesinden gelmedikçe kokuşmanın, kapkaçın artarak devam edeceğinden de kimse kuşku duymasın. “Böyle memleketten ne beklenir.”

Üniversite dedik; ticarileştirdik. Kamu kaynaklarını yağmalamanın bahanesi yaptık. Yeni açılacaklarla birlikte kilometre başına ortalama bir tane üniversiteye geldi gelecek.

Turizm dedik; dağdaki yeşilin denizle buluştuğu güzelim sahilleri kumarhanelere peşkeş ettik. O kadar ki bırakın denize girmeyi kokudan, yanlarından burun deliklerimizi kapatmadan geçmek mümkün olamıyor…

Çevremiz, dağımız, yamacımız dedik; adım başına izinlendirdiğimiz taş ocakları ile toz dumanla birlikte çirkinliğin anıtlarını yarattık… Hem de dağlar boyunca her tarafta.

Şehirlerimiz, ülkemiz için imar planı, imar mevzuatı diye bağırdık, çağırdık; rantın, kaosun arka bahçeleri haline getirdik. Ne konut, ne dinlenme alanı, ne de çarşı bıraktık. Birilerine bet ofisleriyle, karı maksimize ettik.

Mesleki eğitim, teknik eğitimin bir toplumun iş görmesi, iş tutması için önemsenmesi gerektiğini yazdık çizdik; gele gele çareyi bazı şirketlerin üçüncü dünyadan, vasıfsız işçi getirip vurgun sağladığı bir alana çevirdik.

Açıkçası toplumun üretime katılması, katma değer üretmesi, adalet, gelirin dengeli dağılımının ülkenin geleceği, insanımızın mutluluğu ve refahı olduğunu tümden bir kenara koyduk. Esas meseleyi unuttuk…

Yani bizim için mesele en son ortaya serilenler ile birlikte kapkaççılığın, rantın diğer adı olan ekonomik sistemle, idari yapıyla, statüko ile hesaplaşma noktasına gelecek miyiz gelmeyecek miyiz meselesidir? Köşe, makam kapmanın itibar, yağmalamanın, rantın nimet olarak görüldüğü bir kültür ve siyaset dünyasından başlayarak değiştirmek her geçen gün daha da farz oldu”

Kamu-Sen: Arazi tahsisi kararı geri çekilsin

Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası (Kamu-Sen), Bakanlar Kurulu’nun, Lefkoşa’da Kumsal ile Kermiya arasında kalan askeri bölgeye üniversite için arazi verilmesi kararını geri çekmesini talep etti.
Kamu-Sen, ülkede birçok boş arazi varken şehrin merkezinde, özelikle ağaçlık ve maddi değeri çok yüksek olan bir arazinin yatırım adı altında Maliye Bakanının oğluna verilmesini “vahim bir durum” olarak niteleyerek “Mevkilerin ve eldeki gücün amacın dışında kullanılması kabul edilemez” ifadesini kullandı.
Sendika, konuyla ilgili açıklamasında, bu alanın askeri bölge dışına çıkarılacaksa, halkın boş zamanlarını geçirebileceği, çocukların oynayabileceği park alanına dönüştürülmesi gerektiğini savundu.
Kamu-Sen, halkın tepkisine yol açan “spekülasyonlu bir olayda” Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın isminin kullanılmasının doğru olmadığına işaret etti.
Açıklama, şöyle devam etti:
“Bizler de kurum olarak Kurucu Cumhurbaşkanının isminin bir üniversiteye verilmesinden büyük bir mutluluk duyarız. Üniversitelerin ülkemizin sayılır gelir kaynaklarından olduğu doğrudur. Ancak oraya yapılacak bir üniversitenin şehrin Master Planına uygunluğu araştırıldı mı? Gerekli kurum ve kuruluşlarla istişare edildi mi? Belediyelerin de içinde yer aldığı, Eğitim ve Kültür Bakanlığı ve Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı ve ilgili kurumlardan oluşan heyetlerin bu konuda karar vermesi gerektiği kanaatindeyiz. Trafik sorunu hat safhaya ulaşmışken bu bölgede yapılacak bir üniversitenin trafiğe olacak olumsuz etkileri düşünüldü mü? Son zamanlarda bir iki fakülte oluşturarak küçük küçük üniversiteler açılmaya başlamıştır. Bu üniversitelerin öğretim kadrolarının, eğitim kalitesinin de ciddi şekilde denetlenmesi gerekmektedir. Üniversiteler ticarethane değil, kaliteli eğitim merkezleri olmalıdır”
Üniversitenin, bölgeye de katkı sağlayacağı bir yere yapılmasının, hem takdir toplayacağı hem de bölge insanının ve ülkenin her bölgesinin eşit şekilde kalkınmasını sağlayacağı belirtilen açıklamada, “Bakanlar Kurulu’nun Bu konuyu yeniden ele alıp bu yanlıştan hemen dönmesi gerekmektedir” denildi.

KTOEÖS: Devletin imkânlarını kıyak geçme gelenek oldu

Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Yönetim Kurulu Başkanı Selma Eylem, devletin imkânları kullanılarak yandaşlara, akrabalara, eşe dosta kıyak geçme, peşkeş çekme, kişiye menfaat sağlama ve af çıkarmanın gelenek haline getirildiğini savundu ve “ Bu çarpık düzen kabul edilebilir değildir” dedi.
Eylem yazılı açıklamasında, UBP-DP hükümetinin yaptığını iddia ettiği yağma, talan, peşkeş icraatlarının, ülkede yüzsüzlüğün, hadsizliğin son safhasına varıldığını gözler önüne serdiğini de ileri sürdü.
Her geçen gün, kaynakların kamusal olmaktan, kamu yararı üretmekten koparıldığı, kişisel, ailesel veya zümresel çıkarlara teslim edildiği görüşünü ifade eden Eylem, açıklamasında şunları kaydetti:
“Okul,şehirlerin nefes alacağı kamu parkları, bisiklet yolları, hastane, trafiği rahatlatmaya yönelik yeni yollar için arazi yoktur diyorsunuz ama casinolar, oteller, üniversiteler açmak için akrabalara, yandaşlara, kıyılar, denizler, şehirler, araziler, dağ başları, hatta dokunulmaz dediğiniz askeri bölgeleri dahi işinize geldiğinde hemen yağmalattırmaktasınız”.

“Yetkilerinizi bilerek ve isteyerek keyfi ve kötüye kullanmak suçtur”

“Hükümetin partizanlık ve yandaşlıkla, sınavsız istihdamlar yaptığını, ihtiyaçtan fazla kiralık araba izni verip sermayeye kar sağladığını, sessiz sedasız mercedes makam araçları alımına devam ettiğini, çalışanlara ise ‘ Göç Yasası’ çerçevesinde açlık sınırında yaşamayı reva gördüğünü” savunan Eylem, “Sayın yetkililer, bir kez daha hatırlatmak isteriz ki, bulunduğunuz görevden kaynaklanan yetkilerinizi bilerek ve isteyerek keyfi ve kötüye kullanmak, yolsuzluk, vatandaşlar arasında eşitsizlik yaratmak suçtur! Bu suçu işlemekten artık vazgeçin” ifadelerini kullandı.

CTP: Hükümet istifa etmeli ve erken seçimin önü açılmalı

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), hükümetin derhal istifa etmesi ve erken seçimin önünün açılması gerektiğini bildirdi.
UBP-DP hükümetinin on üç aylık görev süresi boyunca, özellikle kamu arazileri ve orman arazileri konusunda yaptığı hukuka ve kamu yararına aykırı işlemlerin kamuoyunun gündemine getirdiğini belirten CTP, açılan davalar neticesinde hükümetin bu işleri geri almak zorunda kaldığını bildirdi.
CTP’den yapılan açıklamada, son yapılan ve kamuoyunun gündeminde olan girişimin artık her türlü hukuk, etik ve tahammül sınırını aştığı kaydedildi.
CTP açıklamasında, girişim sonrasında, girişimin ana sahibinin, Meclis kürsüsünden, yapılan işin “etik olmadığını” kabul etmiş olmasının, ülkenin siyasi tarihine geçtiği belirtildi.
Yapılan bu açıklamanın bir kişinin istifa etmesi için fazlasıyla yeterli olduğu kaydedilen açıklamada, işin yasal olmadığının Ombudsman tarafından yapılan ve dün basında yer alan açıklamayla ortaya konulduğuna dikkat çekildi.
Açıklamada, “Karşımızda hem hukuka aykırı, hem de etik olmayan bir davranış vardır. Bu o kadar böyledir ki, iktidarın büyük ortağı olan partiye mensup veya iktidarı destekleyen bazı milletvekilleri de bunu kabul edemeyeceklerini söylemek zorunda kalmışlardır.” ifadelerine de yer verildi.
Hükümetin hemen istifa etmesi ve erken seçimin yolunu açması gerektiği kaydedilen açıklamada, şahsi hesapların bir kenara bırakılarak, adaletin ve gelecek kuşakların yanında saf tutmanın zamanı olduğu belirtildi.

TKP Yeni Güçler: Kendi ülkemizde yok olan bir toplum yolundayız

Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Yeni Güçler Başkan Yardımcısı Tözün Tunalı, ülkede değişime büyük ihtiyaç duyulduğunu kaydederek, bunu ancak halkın yapabileceğini söyledi.
“Artık hesap sorma zamanı geldi” diyen Tunalı, “Dünyada kendi ülkesinde yok olan bir toplum yok. Maalesef biz bu duruma düşürüldük” ifadesine yer verdi.
Tözün Tunalı, açıklamasında şunları da kaydetti:
“Ülkenin kaymağını yiyen kişiler Vakıflardan kaç yıllığına ve kaç paraya arazi kiraladı? Devlet Emlak ve Malzeme Dairesi’nin son 10 yılda kimlere, nerede ve kaç paraya arazi verdi? Halkımızın bunu bilmesi gerekiyor. 50 yıldır bu ülkede kimseden hesap sorulmadı. Ülkeyi yönetenler, ‘nerden buldun’ yasasını yıllarca geçirmedi. Her hükümet döneminde usulsüzlükler yaşandı. Hiçbir parti diğerinden hesap soramadı. Şimdi durum değiştir. Hesap sorma zamanı gelmiştir.”

Halkın Partisi: Halk ‘artık yeter’ dediği bir noktada

Halkın Partisi, 40 senede 38 hükümet kurulduğunu ve kurulan tüm bu hükümetlerle bir nevi “parti devleti” yaratıldığını savunarak, halkın “artık yeter” dediği bir noktada olduğunu kaydetti.
Halkın Partisi Parti Meclisi üyesi Cemre Günsel Esengin yaptığı açıklamada, “Kendi ailelerinden olanlara keyfi bir şekilde verilen arazilerden tutun da, seçim yatırımı niyetine dağıtılan vatandaşlıklara kadar bu hükümet peşkeş ve partizanlık anlamında çıtayı ciddi anlamda yükseltmiştir. Tam bir talan hükümeti olarak, yangından mal kaçırırcasına, hükümetten gitmeden önce daha nereleri peşkeş çekebiliriz acaba diye hareket ediyorlar” iddiasında bulundu.
Ne Lefkoşa’nın, ne de memleketin şu anda yeni bir üniversiteye ihtiyacı olduğunu söyleyen Esengin, eğitim adına ortada hiç bir vizyon olmadığını savundu.
Üniversite için arazinin hangi kriterlere göre seçildiğinin ve şahsa verilmesinin kararlaştırıldığını soran Esengin, arazinin verilmesindeki ayrıntılar hakkında bilgi istedi ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın önceki gün Meclis’te yaptığı konuşmadaki açıklamalarını eleştirdi.
Mevcut hükümetin erken seçimden kaçmak için her türlü manevrayı yaptığını ileri süren Esengin, yapılan erken seçim önerilerine de komite aşamasında özellikle oyaladıklarını savundu.
Meclis dışında yer alan bir parti olarak yasaların tanıdığı tüm imkanları kullanarak hükümetten hesap sormaya çalıştıklarına değinen Esengin, Girne Emirnamesi’ne ilişkin ilk ara emri başvurusu yapan parti olduklarını hatırlattı.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.